takitutkunu

Ana Sayfa Profilim Arşiv İletişim

Hakkımda

takı tasarımı paylaşım noktası hep birlikte en iyiye doğru




Yazılarım

Fimo Kolyeler
Fimo yüzükler
Fimo Takılar
6. Engelli Çocuk Festivali


Arkadaslarım

serays
143
esocan99
cicim
zafer özkazanç çelik
woelfin Barış
sera Sezen
esocan9999
beyhancayir
oyaamma
kuzeydenizi
sanong
lilac
halenze
ayvalikli
yemeklistem
melistaki
almulaca
selcannur
sohret1
mersinhobimerkezi
gulserenoten
tavsancik
genocide
sterlicya
raktas
ilk100blog
asis
xenzaferrarix
dostboncuk


Bağlantılarım


Sihirperisi
ileauxperles
Gülay Takı
Engelsiz Dünyam



Zıyaretcılerım



Son Yorumlar



  • Son Dakika Haberler



    Bannerlar



    Eglence








    Bir hayat…Sessizce yiter,gider!

    Boşluğa bakıp saatlerce amaçsızca durmak ister bazı anlar insan.Boş gözüken dolu bir tenekedir aslında.Baktığı duvardır ama gördüğü hayali,sevdiği,mutluluğu,aşkı,bebeği,eşi ya da aklıma gelmeyecek binbir türlü şeyidir.
    Doğduğundan itibaren insan bir sürü şey öğrenir.Yaşar ve görür kısacası.Bebekliğinde öğrenmeye başlar,gençliğinde sorgulamaya,yaşlılığında da anlamaya hayatı.Ve sonunda tükenir bir nefes daha bu dünyada.
    Dünyadan gitme vakti geldiğini anlayanlardan bazıları pişman ayrılacaklarının farkındadırlar.Onlar için zaman geçip gitmiştir;sadece gitmesi gerektiği için!Bir türlü zaman olamamışlardır.Hükmedememişlerdir çünkü zamana. Yalnız bir diyecekleri vardır hayatlarında pişman olmak istemeyen insanlara onların:
    ”Hayat asla beklenmedik bi anda biten bir şey.Bir anını bile feda etme hiçliğe...

    Tarih: 03:36, 6/9/2009 Kategori: Edebiyat
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    Eskidenmiş O Vefalar...

    http://www.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_yazi/buyuk/41446.jpgEskidenmiş o vefalar. Düşünceler. İnsanlara insan diye değer vermeler hep eskidenmiş. Şimdi her şey yüzeysel. Her şey karşılıklı. Her şey menfaate bağlanmış.



    Ne güzeldi eskiden. Bir yere gittiğinde daha sen selam vermeden hoş geldin demeler. Sen nasılsın kelimesini kullanmadan size nasılsın denmeler. Eskiden ne muhteşemdi arkadaşlıklar, komşuluklar ve tabide dostluklar. Arkadaş dost dediğinde her şeyden önce gelirdi. Dostun arkadaşın için yeri gelir ailen ile ters düşerdin. Bir lokma ekmeğin varsa ilk uzatılan hep dostundu. İlk lokma ona ait olsun denirdi. Benden önce o düşünülürdü.



    Şimdiki arkadaşlıklara dostluklara bakıyorum da. Menfaat nerde var, para nerde var orsa hep bi kalabalık var. Ama hepsi kuru kalabalık. Dostluğun ne olduğunu, arkadaşlığın ne olduğunu bilmeyen, ama görüntü olarak dost olan o kadar çok insan varki karşımızda. Öyle zamanlarda hep yalnız kalırsınız. Gidersiniz bir yere sen selam versende almazlar. Hallerini sorsanda pek umurları olmaz. Ha ordasın ha yoksun umursamazlar bile. İyi gün dostu olmayı o kadar güzel başarırlar ki. Kara günde değil kendilerini görmek, onları anımsatacak kelime bile bulamazsın etrafında.


    Ne denmeli ki bu hayata. Sadece pes demeli insan. Ve sana iyi gün dostu olanları bir kalemde silip terk etmeli onları. Çünki insana ne gelirse öylelerinden gelir.



    Bu hayattaki gerçek dostluklara ...........


    alıntı


    Tarih: 01:55, 30/7/2009 Kategori: Edebiyat
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    Can bardaktan çayım var içer misin Dost?

    Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.
     
     
     
     
    Can bardaktan çayım var içer misin Dost?"

    İçmez misin,içinde hasret var bir tutam biraz da acı..

    Hani kahve olsa derim ki " Bir acı kahvenin 40 yıl hatırı vardır.."..Çay bu dostum ,çay ..Hem de

    can bardaktan..

    Üşümesin diye ellerimiz,sımsıcak çayımız..Biraz da sevgi ekledim ki üşümesin gönüllerimiz..

    Sıcak çay olmasa da ,sıcak insanlar olsa ne dersin Dost?

    Tebessüm eden çocuklar,çay isteyen çocuklar..

    "Suss,çocuklar çay içmez " ..Açık renkli çaylar sana ve bana..

    Neden diye sorma dost,biz daha büyümedik..

    Ama olmaaaazz,çaysız olur mu?

    Sıcak canlar olsun,aşka mütemayil,can bardaktan sıcak çay da..

    Yanında bir tutam dert,hani yıldızlara baka ,baka..

    "Can bardaktan çayım var içer misin Dost?"


    Dost'a..
     
     
     
    Vakti vardır...
    Ve can çeker.
    Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey, o çaya sohbet katan,
    lezzet katan dostlardır.
    Çay da, dost da, teselli makamında bir talihtir.
    Sohbete ...
    Muhabbet taşır, hüzün taşır ...

    ***
    Hayatın neresinde, ne şekil ve görüntüde olursak olalım; mesele şudur:
    Bir bardak demli çayın yanında ne kıymetimiz var?
    Hangi dostun bir bardak demli çayı için "hasretin adı" ve "katma değer"iyiz?
    ***
    Vakti vardır..
    Ve can çeker.
    Can, çayı bahane edip muhabbet ister.
    Profesör istemez, genel müdür hiç istemez...
    Makam ve mevki...
    Ve dahi şan ve şöhret...
    Ve dahi mal ve mülk sahibi istemez.
    Aradığı insandır.
    "İnsan" sıfatının yanında, som altına şekil katmak için sokuşturulmuş bakır kadar ehemmiyeti olmayan unvanları hesaba katmaz...
    Bir bardak demli çayın her yudumunu, ab-ı hayata dönüştüren insan!
    ***
    Hayattan aldığımız ve hayata kattığımız can sıkıntılarının çoğunun sebebi, maalesef değersiz şeylerden ibarettir.
    Ne bu dünyadan çekip giderken bizimle birlikte gelirler.
    Ne sonrası için işe yararlar.
    Üstelik, bir bardak demli çayın yanında bile, sahibini "beş kuruş" sahiplenmezler...
    ***
    Su kaynar...
    Aşk ateşinde...
    Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır.
    Bu sıcaklığa...
    Bu buhara ram olur ve yayılır duygular.
    Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen.
    Ve aşkın rayihası.
    ***
    Söyleyin şimdi:
    Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden?
    Sohbeti kim demler?
    alıntı

    Tarih: 19:30, 17/3/2009 Kategori: Edebiyat
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Sevgi Günü



    Sevgililer, sevmek günü...!!

    Nefes aldığımız her yeni gün, her an duyumsadığımız ve asla onsuz olmayacağımız bir duygu "SEVMEK"

    14 Şubat sevgi gününün hikayesini bilmeyenimiz yoktur bu nedenle özel oluşuna saygı duyarak ama her günümüzün, anımızın sevmeyi unutmadan geçmesini dileyerek ulaştığım herkese kutlu olsun diyorum..

    Sevgi;
    aile, yar, dost, arkadaş, doğa, hayvan ,sanat , tanrı ve tüm canlılara duyulan, ne olursa olsun vazgeçemediğimiz duygu..

    Bir fidan gibi tek başımıza doğuyoruz yaşam bahçesinde ve aldığımız can sularıyla yeşerip büyüyoruz.Dallarımız çoğalıyor güneşe döndükçe.Bazen sert rüzgarlar esiyor , acıtıyor canımızı, bu acılar içerisinde gözyaşlarımızın tuzu kurutuyor bazı dallarımızı ve yılmadan yenilerini filiz veriyoruz.Bu yaşayan tüm canlılar için geçerli değil mi dostlar?

    Hangimiz , bilerek ya da bilmeyerek,acıtmadık, acıtılmadık ki.Ömür takvimimizin her dünde kalan sayfasında yeni bir tecrübe edinerek buruşturup attık..

    Edindiğim bu tecrübelerin bana kazandırdığı ve çok önemsediğim bir öğreti şu oldu..!!

    Sevgi duyumsanabilir , kaçınılmazdır, ancak sevdiklerimize rengini, dokusunu bizler veriyoruz, biz getiriyoruz oldukları yere. Bunu yapıyorken çok dikkatli olmak gerekliliğine inanıyorum.Asla emek verilmeden adlandırmayalım diyorum.İncinmemek, incitmemek için..Tanış olmadan, arkadaşlık olmaz, arkadaş olup emek verilmeden de "DOST" ; yanılıyor muyum?

    Sevgi bitimsiz zenginliğimiz ve devredeceğimiz en büyük miras.Değerini düşürmezsek inanıyorum ki hak edenlerde daha da değerlenecektir..

    Sevgi gününüz kutlu, sevenlerin ve değerini bilenleriniz çok olsun..

    Tarih: 16:03, 14/2/2009 Kategori: Edebiyat
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı
    <- Sonraki Sayfa ->



    (Tasarım Edaca) Düzenleyen: Nişancı